P E N G U E N L E R

Anne penguen yumurtladıktan kısa bir süre sonra kış bastırır. Bunun üzerine anne penguenler, yumurtaları erkek penguenlere bırakarak besin aramak için denize dönerler. Baba penguen yumurtayı donmaktan korumak için ayaklarının üstünde taşır. Kalın tüyleri yumurtayı soğuktan koruyacaktır.

Bu çok zorlu bir dönemdir. Çünkü erkek penguenler yerlerinden kıpırdayamadıkları için beslenemezler.

Bahar aylarında minik penguen yavruları dünyaya gelir. Onları soğuktan koruyacak yağ tabakaları henüz oluşmadığı için hala babalarının ayaklarının üzerindedirler. Yavrunun ilk besini, babasının onun için kursağında sakladığı süttür. Baba penguen dört ay boyunca aç kaldığı halde olağanüstü bir fedakarlıkta bulunmuş, kursağındaki besini yemeyerek yavrusu için saklamıştır. Tam bu dönemde anne penguenler açık denizden kıyıya dönerler. Onlar da bu dört ay boyunca boş durmamış, sürekli avlanarak yumurtadan çıkacak yavru için kursaklarında besin depolamışlardır. Anne penguenler gelir gelmez, dört aydır aç bekleyen baba penguenler avlanmak için denize dönerler.

Evrim teorisini savunanlar, bir penguenin dört ay boyunca yavrusu için açlığa ve soğuğa dayanmasını hiçbir şekilde açıklayamazlar. Bu canlılara böylesine büyük bir fedakarlığı yaptıran kimdir? Ayaklarının üstünde 4 ay boyunca yavrusunu taşıtan kimdir? Üstelik bütün penguenlerin aynı fedakarlığı göstermesini onlara ilham eden kimdir? Bu soruların tek bir cevabı vardır. Penguenleri Allah yaratmıştır. Yavruları için yaptıkları benzersiz fedakarlıkları bütün penguenlere Allah öğretir.


ÖMER VE PENGUEN

Ömer, akşam uyumadan önce babasıyla bir belgesel film izlemişti. Birçok canlının zor şartlarda nasıl yaşamlarını sürdürdüklerini görmüş ve çok şaşırmıştı. Yatağına yattığında da izlediği belgeseli düşündü. Kendisini o canlılarla aynı ortamda hayal etti ve birden kendisini karlarla kaplı bir yerde buldu. Denizde kocaman buz parçaları yüzüyordu. Etrafta dolaşmaya başladı.

PENGUEN: Hoşgeldin Ömer.

ÖMER: Sen de kimsin?

PENGUEN: Ben bir penguenim.

Sesin sahibi sanki üzerine bir smokin giymiş gibi duran bir canlıydı. Ömer onu hemen hatırladı. Akşam izlediği belgeselde penguenlerle ilgili bir bölüm de vardı.

ÖMER: Evet sizin yaşamınızı televizyonda seyretmiştim. Burası oldukça soğuk, siz hiç üşümüyor musunuz?

PENGUEN: Burası Güney Kutbu ve burada ısının -88 dereceye kadar düştüğü dondurucu soğuklar olur. Bu ortam birçok canlı için öldürücü olabilir. Oysa biz hiçbir zorlukla karşılaşmadan yaşamımızı sürdürebiliyoruz. Bu da ancak Allah'ın bize verdiği çeşitli özellikler sayesinde mümkün olmaktadır.

Derimizin altındaki kalın yağ tabakası sayesinde soğuktan diğer canlılar kadar etkilenmiyoruz. Ayrıca kış geldiği zaman deniz kenarından daha güneye doğru gideriz.

ÖMER: Demek birlikte göç ediyorsunuz, başka bilmediğim ne gibi özellikleriniz var? Mesela izlediğim belgeselde yavrularınız yumurtadan çıkıncaya kadar yumurtalara çok özenle baktığınızdan söz edilmişti. Bana biraz anlatabilir misin?

PENGUEN: Tabii. Mesela birçok canlının aksine penguenlerde erkek kuluçkaya yatar. Hem de bu görevi yaklaşık -30 derecede, 65 gün hiç kıpırdamadan yerine getirirler. Bu sırada anne penguen de doğacak yavru için uzaklarda yemek arar. Yavru doğduktan sonra da ilk ayı anne ve babasının ayakları arasında geçirir. Çünkü yanlışlıkla 2 dakika bile buradan çıkması donarak ölmesine sebep olur.

ÖMER: Yani oldukça dikkatli davranmanız gerekiyor.

PENGUEN: Her canlıya nasıl davranacağını Allah öğretmiştir. Biz de Allah'ın bize ilham ettiği şekilde hareket ederiz.

ÖMER: Rabbimiz her canlının ne zaman nerede yerleşeceğini, yiyeceğini nasıl bulacağını öğretmiş. Siz penguenlerin hayatı da buna çok güzel bir örnek.

PENGUEN: Başka canlılarda da farklı örnekler bulabilirsin. Ailem beni bekliyordur, artık gitmem gerekiyor.

Ömer birden bir zil sesi duydu. Sabah olmuştu ve saati çalıyordu. Küçük seyahatinin güzel bir rüya olduğunu anladı.